Yayın Tarihi: 25/01/2026
Prof. Dr. Zakir Kaya Kaya Haber Ajansı (KHA) – Akademik Bakış
Türkiye ekonomisinin son on yıllık makroekonomik verileri incelendiğinde, “Orta Gelir Tuzağı” (Middle Income Trap) olarak literatüre giren durağanlık evresinin etkileri açıkça gözlemlenmektedir. Kişi başına düşen milli gelirin belirli bir bantta sıkışması, sadece bir büyüme sorunu değil, aynı zamanda bir verimlilik ve teknolojik dönüşüm sorunudur.
Teknoloji Yoğunluklu Üretim ve İhracat Kompozisyonu
Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği, üretim faktörlerinin niteliğine bağlıdır. Türkiye’nin ihracat sepetindeki yüksek teknolojili ürünlerin payının %3-4 bandında seyretmesi, küresel rekabetçilikte bir direnç noktası oluşturmaktadır. Katma değeri düşük, fiyata duyarlı geleneksel sektörlerden; Ar-Ge yoğun, patent odaklı endüstrilere geçiş, bir tercihten ziyade yapısal bir zorunluluktur.
Beşeri Sermaye ve İşgücü Piyasası Analizi
Akademik perspektifle bakıldığında, işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikler ile mevcut eğitim çıktısı arasındaki “beceri uyumsuzluğu” (skill mismatch), büyüme potansiyelini baskılamaktadır. Sanayi 4.0 ve dijitalleşme sürecinde, beşeri sermayenin niteliğini artırmayan ekonomilerin, düşük maliyetli işgücü avantajına dayalı büyüme modelleriyle küresel hiyerarşide üst sıralara tırmanması mümkün görünmemektedir.
Kurumsal Kalite ve Hukuk Güvenliği
Yabancı doğrudan yatırımların (FDI) sadece miktar olarak değil, nitelik olarak (teknoloji transferi sağlayan yatırımlar) artması, kurumsal kalitenin ve hukuki öngörülebilirliğin güçlendirilmesiyle doğrudan ilintilidir. Yatırım ikliminin iyileştirilmesi, makroekonomik istikrarın yanı sıra mülkiyet hakları ve sözleşme serbestisinin anayasal güvencesinin derinliğiyle ölçülmektedir.
Sonuç: Türkiye’nin bir sonraki kalkınma evresine geçebilmesi; para politikasındaki rasyonelleşmenin, yapısal reformlar ve mikroekonomik verimlilik artışlarıyla desteklenmesine bağlıdır.

