Sokağın gerçek gündemini masa başındaki istatistikler değil, pazar fileleri ve boş cüzdanlar belirliyor.

VATANDAŞ ÖMER YAZIYOR: “KARTALIN 40 YILLIK SINAVI: ÖLMEK Mİ, YENİDEN DOĞMAK MI?”

Yayın Tarihi: 31/01/2026

Selamunaleyküm dostlar,

Bugün size öyle bir hikaye anlatacağım ki, okuyunca “Vay be, biz nelerle uğraşıyoruz, doğa nelerle imtihan ediliyor” diyeceksiniz. Mevzumuz; gökyüzünün efendisi, Kafkasların asil ruhu Kartal…

Kartallar 70 yıl yaşar dostlar. Ama bu ömre ulaşmak için 40. yaşında öyle bir kavşak noktasına gelirler ki, ya pes edip ölecekler ya da acının bağrından geçip yeniden doğacaklar. İşte o ibretlik “40 yaş operasyonu”:

1. Pençe Çürümesi: 40 yaşına gelen kartalın pençeleri esner, yumuşar. O meşhur, avını söküp alan çelik pençeler gider, yerine avını tutamayan hantal bir ağırlık gelir. Karnını doyuramaz olur.

2. Gaga Eğilmesi: Gagası uzar, içeri doğru öyle bir kıvrılır ki; artık ne kendini savunabilir ne de bir lokma koparabilir. O keskin kılıç, kendine yük olan bir prangaya dönüşür.

3. Kanat Hantallığı: Tüyleri öyle kalınlaşır, öyle ağırlaşır ki; o heybetli kanatlar göğsüne yapışır. Uçmak artık özgürlük değil, bir eziyet haline gelir.

Peki, Kartal Ne Yapar? Ya ölümü bekler ya da o ıssız kayalıklara, en yüksek zirveye çekilir. Önce o eğilmiş, iş görmez gagasını kayalara vura vura söker! Düşünebiliyor musunuz o acıyı? Kan revan içinde kalır ama sabreder. Yeni gagası çıkınca, o taze gagayla bu sefer kendi pençelerini tek tek söküp atar. Sonra o yeni pençelerle, göğsüne yük olan o eski, köhne tüylerini yolmaya başlar…

Ve Sonuç: 5 ay süren bu kanlı, sancılı bekleyişin sonunda kartal; gıcır gıcır bir gaga, çelik gibi pençeler ve hafiflemiş kanatlarla o kayalıktan bir uçar ki; işte o an sadece bir kuş değil, bir efsane olarak döner! Önündeki 30 yılı o “acıyla kazandığı” güçle yönetir.

Vatandaş Ömer der ki; Şimdi etrafınıza bir bakın. Kimlerin gagası eğilmiş, kimlerin pençesi tutmuyor, kimlerin tüyleri üstüne yük olmuş? Eğer hayatta kalmak istiyorsan, o eskiyen, seni aşağı çeken ne varsa söküp atacaksın. Acı çekmeden, bedel ödemeden “Yeniden Doğuş” olmaz.
…Bizim milletimiz de ne zaman darda kalsa o kayalığa çekilmesini, kendi özüne dönmesini bilmiştir. Kendi gagasını kendi onaran, kimseden merhem beklemeyen o sarsılmaz ruha selam olsun!”

"Haberi Paylaş"

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık