Yayın Tarihi: 08/02/2026
Selamın aleyküm kıymetli okurlar, yine bir haftayı geride bırakırken heybemizde birikenleri dökme vakti geldi.
Son zamanlarda her köşe başında bir “akıl” yarışı, her masada bir “gelecek” kavgasıdır gidiyor. Kimi diyor ki dünya değişiyor, kimi diyor ki insanlık bitiyor. Ama kimse sormuyor: “Vatandaş, senin derdin ne?” diye. Biz burada, bu köşede aylardır aslında bir aynaya bakıyoruz. Ben yazıyorum, siz okuyorsunuz; ama aslında yazdıklarım sizin çarşıda, pazarda, kahvede söylediklerinizin yazıya dökülmüş hali.
Geçen gün bir dostum dedi ki; “Ömer, bu kadar yazıyorsun da ne değişiyor?” Dedim ki, mesele sadece değiştirmek değil, mesele tarihe not düşmek. Yarın öbür gün birileri bu günleri okuduğunda; “Bak burada bir Vatandaş Ömer vardı, bizim halimizden anlardı, bizim dilimizden konuşurdu” desinler yeter.
Şimdi teknoloji diyorlar, yapay zeka diyorlar, robotlar dünyayı yönetecek diyorlar. Varsın yönetsinler! Eğer o metal yığınları, bir yetimin hakkını korumayı, bir fukaranın ekmeğini dert edinmeyi, bir mazlumun gözyaşına ortak olmayı öğrenecekse, varsın onlar yazsın bu köşeleri. Ama biz biliyoruz ki; kalemle kağıt arasındaki o kutsal bağ, sadece mürekkeple değil, vicdanla kurulur.
Bizim davamız, kalemimizi kimseye eğmeden, bükmeden halkın emrine amade kılmaktır. Bu hafta da böyle olsun; aklımız her şeye yetmese de vicdanımız her şeye yetsin.
Kalın sağlıcakla, gelecek hafta yine aynı yerde, aynı samimiyetle görüşmek üzere…

