Yayın Tarihi: 05/09/2026
I. Çocuklukta Öğrencilik
Taşlıçay’ın dar sokaklarında, kışın sert ayazında okul yolunu yürürken defterim çantamda değil, çoğu zaman elimdeydi. Öğretmenlerin sesleri tahtada tebeşirle yankılanır, biz ise gözlerimizde merakla geleceği arardık. Kitap azdı, ama hayal çoktu. Öğrencilik, bir yandan yoklukla mücadele, bir yandan da öğrenmenin saf sevinciydi.
II. Bugünün Öğrenciliği
Şimdi tüm bölgelerde , dijital külliyede öğrencilik başka bir biçim aldı. Çocuklar tabletlerle ders çalışıyor, arşivler bulutlarda saklanıyor. Bilgiye erişim kolay, ama dikkat dağınıklığı büyük. Eskinin sabrı ile bugünün hızını kıyasladığımda, öğrenmenin özü aynı kalıyor: merak.
III. Kıyas ve Hakikat
O günlerde defterin kenarına yazdığım bir şiir, bugün ekranın kenarında bir blog yazısına dönüşüyor. Çocuklukta öğrencilik, sabırla taş üstüne taş koymaktı. Bugün ise hızla akan nehirde doğru kayığı bulmak. İkisi de aynı hakikati fısıldıyor: öğrenmek, insanın kendini yeniden kurmasıdır.
IV. Sonuç
Çocukluğun öğrenciliği ile bugünün öğrenciliğini yan yana koyduğumda, aradaki fark sadece araçlarda. Ruh aynı: öğrenme arzusu. O yüzden geçmişin yoklukları da bugünün fazlalıkları da aynı soruyu soruyor: “Hakikati arıyor musun?”

