Hiç olmadığımız kadar bağlantılıyız; fakat hiç olmadığımız kadar birbirimizden kopuk olabilir miyiz?

Zümrüd-ü Anka – Bölüm 41: İnsan Bazen Kaybetmeden Değerini Anlamaz

Yayın Tarihi: 09/08/2026

İnsan, sahip olduklarının değerini çoğu zaman onları kaybetme ihtimali ortaya çıktığında anlar.

Yanında olan bir insanın sesini…

Her gün gördüğü bir manzaranın güzelliğini…

Sağlığın, huzurun, zamanın ve hatta sıradan bir günün ne büyük nimet olduğunu…

Hayat bize sahip olduklarımızın kıymetini anlatırken çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz.

Sessizce eksiltir.

Bir gün bir sandalye boş kalır.

Bir telefon artık çalmaz.

Bir kapı eskisi gibi açılmaz.

Bir ses, hafızanın içinde yaşamaya başlar.

İşte insan o zaman anlar:

Bazı şeylerin değeri, yokluğuyla ölçülür.

Fakat neden böyleyiz?

Neden elimizdeyken sıradan gördüğümüz şeyler, kaybolduğunda dünyanın en değerli hazinesine dönüşür?

Belki de insan alışmaya fazla yatkındır.

Sürekli gördüğü güzelliği güzellik olarak değil, hayatın doğal bir parçası olarak görmeye başlar.

Oysa hayat bize hiçbir şeyi sonsuza kadar verme sözü vermedi.

Ne insanlar…

Ne zaman…

Ne gençlik…

Ne de yarın.

Zümrüd-ü Anka’nın küllerinde saklı sır burada yeniden ortaya çıkar:

Değer bilmek, kaybettikten sonra pişman olmak değildir.

Değer bilmek, hâlâ yanındayken fark edebilmektir.

Bir insanın kıymetini, cenazesinde konuşulan güzel sözlerle değil; hayattayken ona nasıl davrandığınla gösterirsin.

Bir ağacın değerini, kesildikten sonra anlamanın hiçbir anlamı yoktur.

Bir dostun kıymetini, aranızdaki bağ koptuktan sonra fark etmenin acısı ise daha büyüktür.

Çünkü bazı özürlerin zamanı vardır.

Bazı sarılmaların…

Bazı teşekkürlerin…

Bazı “seni seviyorum”ların…

Ve zaman, ertelenen hiçbir duygunun garantisini vermez.

İnsan bazen büyük şeylerin peşinde koşarken küçük sandığı mutlulukları tüketir.

Daha çok kazanmak isterken sahip olduğu huzuru kaybeder.

Daha uzağa gitmek isterken yanında yürüyen insanı fark etmez.

Daha fazlasını isterken elindekinin aslında ne kadar büyük olduğunu göremez.

Sonra hayat bir gün karşısına aynayı koyar.

Ve insan kendine şu soruyu sorar:

“Ben neyin değerini çok geç anladım?”

Belki cevap bir insandır.

Belki bir anne…

Bir baba…

Bir dost…

Belki de kendi hayatının ta kendisidir.

Zümrüd-ü Anka bilir:

Küllerinden doğmak yalnızca yeniden başlamak değildir.

Bazen yeniden doğmak,
elindekilere yeniden bakmayı öğrenmektir.

Çünkü hayatın en büyük zenginliği, sahip olduğun şeylerin çokluğu değil;

Onların kıymetini bilecek kadar farkında olmaktır.

Ve bazı insanlar vardır…

Onların değerini kaybetmeden önce anlayabilirsen,
hayat sana verebileceği en büyük derslerden birini vermiş demektir.

Çünkü kaybetmek kader olabilir;
ama değer bilmek insanın tercihidir.
🕊️

"Haberi Paylaş"
Önerilen Çözüm Ortağı
⚡

Qualit Mühendislik

Çevre, İş Sağlığı ve Danışmanlık Hizmetleri

Siteyi Ziyaret Et →

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık