Zakir Kaya

Zakir Kaya’nın köşe yazıları, başyazıları, analizleri ve özel dosyaları.

Küresel borç sistemi, dijital ödeme ağları ve finansal egemenlik tartışması. TROY’un rolü ve modern finansın sürdürülebilirliği analiz ediliyor.

Din ve Para: Kutsalın Sermayeleşmesi ve “Riba”nın Modern Yüzü

Bu çalışma, riba kavramını klasik faiz tanımının ötesine taşıyarak emeğin sömürüsü bağlamında analiz eder. Kenz ve infak arasındaki ontolojik gerilim üzerinden modern ekonomik sistem ile din ilişkisini ele alan makale, teolojik kapitalizme karşı ahlaki bir ekonomi perspektifi sunmaktadır.

"Haberi Paylaş"

Din ve Para: Kutsalın Sermayeleşmesi ve “Riba”nın Modern Yüzü Devamını Oku »

Küresel borç sistemi, dijital ödeme ağları ve finansal egemenlik tartışması. TROY’un rolü ve modern finansın sürdürülebilirliği analiz ediliyor.

Şeklin Esareti mi, Özün Adaleti mi?

İbadetler, insanı kötülükten uzaklaştırmak için vardır. Eğer bir toplumda ritüeller artarken adalet azalıyor ve kul hakkı görmezden geliniyorsa, dinin özü sorgulanmak zorundadır. Bu başmakale, şekil ile öz arasındaki gerilimi ele alarak gerçek dindarlığın ahlaki sorumluluk ve adaletle mümkün olduğunu hatırlatmaktadır.

"Haberi Paylaş"

Şeklin Esareti mi, Özün Adaleti mi? Devamını Oku »

Küresel borç sistemi, dijital ödeme ağları ve finansal egemenlik tartışması. TROY’un rolü ve modern finansın sürdürülebilirliği analiz ediliyor.

Sonsuz Kelâm, Sınırlı İnsan

Kehf 109, Allah’ın kelimelerinin sonsuzluğunu ve insan bilgisinin sınırlılığını hatırlatır. Kâinat ilahi hakikatlerin bitmeyen kitabıdır; insanın görevi ise okumaya, anlamaya ve haddini bilmeye devam etmektir.Kehf 109 ayeti ışığında Allah’ın sonsuz ilmi ve insan bilgisinin sınırları üzerine derin bir teolojik değerlendirme: kâinat ilahi kelimelerin bitmeyen kitabıdır.

"Haberi Paylaş"

Sonsuz Kelâm, Sınırlı İnsan Devamını Oku »

Küresel borç sistemi, dijital ödeme ağları ve finansal egemenlik tartışması. TROY’un rolü ve modern finansın sürdürülebilirliği analiz ediliyor.

ETİK VE TEOLOJİK BİR PERSPEKTİF

Bu çalışma, İslam düşüncesinde yalanın yalnızca bireysel bir ahlak sorunu değil, varlık düzenine ilişkin bir kriz olduğunu savunmaktadır. Hakikatin ilahî bir isimle (el-Hak) temellendiği bir inanç sisteminde, yalanın meşruiyet alanı bulunup bulunmadığı sorgulanmaktadır.

Kur’ân merkezli analiz, “sıdk” kavramının imanın asli unsuru olduğunu ortaya koyarken; literatürde yer alan “ruhsatlı yalan” rivayetleri metodolojik açıdan yeniden değerlendirmektedir.

Toplumsal düzlemde ise stratejik yalanın güven endeksini düşürdüğü, adalet mekanizmasını zayıflattığı ve dinin ahlaki gücünü törensel bir forma indirgediği ortaya konulmaktadır.

Çözüm, pragmatik ruhsatların çoğaltılmasında değil; hakikate koşulsuz sadakatin yeniden inşasındadır.

"Haberi Paylaş"

ETİK VE TEOLOJİK BİR PERSPEKTİF Devamını Oku »

Yukarı Çık