Yayın Tarihi: 02/05/2026
Vatandaş Ömer
Kaya Haber Ajansı’nın (KHA) aziz okurları, selamünayleyküm…
Yine bir pazar sabahı, yine hayatın içinden süzülen bir hakikatle baş başayız. Geçen hafta vefadan bahsetmiştik; bugün ise o vefayı da vicdanı da ayakta tutan asıl sütuna, yani “Edep” ve “Haddini Bilmek” üzerine hasbihal edelim istedim.
Öyle bir devirdeyiz ki, maşallah herkes her şeyi biliyor! Kimsenin “bilmiyorum” demeye lütfu yok. Sosyal medyadan sokağa kadar herkes her konuda uzman, herkes her meselede en keskin hükmü veriyor. Bilgi arttıkça kibir dağları yükseliyor ama ne hikmetse o bilginin içindeki “insanlık” bir türlü sokağa yansımıyor.
Vatandaş Ömer olarak diyorum ki; insanın kendine verebileceği en büyük ders, nerede duracağını bilmektir. “Haddini bilmek”, sadece bir uyarı değil, aslında bir korunma kalkanıdır. Haddini bilen insan, başkasının hakkına el uzatmaz; bilmediği konuda söz söyleyip kimseyi yanıltmaz; unvanların ve koltukların geçici olduğunu bilir de kimseye tepeden bakmaz.
Bugün cemiyet hayatında, sivil toplumda ya da aile içinde yaşadığımız kavgaların çoğuna bakın; altında birilerinin başkasının sınırlarına tecavüz etmesi ve haddini aşması yatar. Nezaket zayıflık, sükut ise cehalet sanılır oldu. Oysa bizim kültürümüzde “Edep ya Hu!” bir hayat felsefesiydi. En büyük makam, bir insanın gönlünde kurulan o sarsılmaz edep tahtıydı.
Yüce Allah bizlere alçakgönüllülüğü ve dosdoğru olmayı emretti. Bizler ise hırslarımızın esiri olup “en çok ben konuşayım, en çok ben görüneyim” derdine düştük. Unutmayın; içi boş başak dik durur ama içi dolu olan boynunu büker. İnsan da öyledir; doldukça haddini bilir, piştikçe sükut etmeyi öğrenir.
Bu pazar, başkalarının ne bilip bilmediğini bir kenara bırakıp kendi duruşumuza bakalım. Kelimelerimizi inceltelim, gönlümüzü terbiye edelim. Gürültü çağına verilecek en vakur cevap, haddini bilerek dik durmaktır.
Haftaya daha huzurlu, daha edepli bir sabahta buluşmak duasıyla… Selametle kalın, haddinizle kalın.

