Yayın Tarihi: 19/05/2026
Vatandaş Ömer
Kaya Haber Ajansı’nın (KHA) aziz okurları, selamünayleyküm…
Yine bir pazar sabahı, yine hayatın tam da içinden, sokağın o tozlu ve gerçek kaldırımından sesleniyorum size. Bugün süslü püslü lafları, televizyonlarda dönen o pembe tabloları bir kenara bırakalım. Gelin, mayıs ayının şu ortasında, güneşin altında ter döken, ay sonunu getirmek için hesap üstüne hesap yapan vatandaşın gerçek gündemine bakalım.
Çevrenize bir bakın; herkes bir yarışın, bir koşturmacanın içinde. Ama bu koşturmaca bir refah yarışı değil, ne yazık ki bir hayatta kalma mücadelesi. Çarşıya, pazara çıkıyorsunuz; etiketlerin önünde dakikalarca düşünen, filesini doldurmadan evine dönen emeklileri, işçileri, dar gelirlileri görüyorsunuz. Kürsülerden yükselen o cafcaflı ekonomik terimler, sokağın o sert ve yalın gerçeğine çarptığı an toz duman oluyor. Çünkü vatandaşın enflasyonu TÜİK’in sepetinde değil, kendi mutfağındaki boş tencerede ölçülüyor.
Bir toplumun huzuru, en alttakinin hakkını ne kadar koruyabildiğinizle ölçülür. Alın teri kurumadan hakkı verilmesi gereken işçinin, yıllarca bu ülkeye hizmet edip bugün üç kuruşa mahkum edilen emeklinin ahı yerdeyken, hiçbir makamın, hiçbir unvanın parıltısı o karanlığı aydınlatmaya yetmez. Bizim geleneğimizde “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” düsturu vardı; şimdi ise komşunun ne halde olduğuna bakmayı bırakın, herkes kendi paçasını kurtarmanın derdine düşmüş.
Sivil toplumda, siyasette, ticarette… Nerede bir adaletsizlik, nerede emeğin ucuzlatılması varsa, orada vicdan terazisi bozulmuş demektir. İnsanlar artık daha çok üretmek, daha çok fayda sağlamak için değil; sadece günü kurtarmak için yaşıyor. Nezaket ve kanaatkarlık, bu hırslı sistemin içinde birer zayıflık gibi algılanır oldu. Oysa asıl zenginlik, emeğin hakkını vererek, kimsenin rızkına göz dikmeden dik durabilmektir.
Yüce Allah bizlere adaleti, dürüstlüğü ve hak yememeyi emretti. Bizler ise modern dünyanın hırslarına kapılıp, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir düzeni kanıksar hale geldik. Unutmayın; mülk Allah’ındır ve gün gelir o mülkün hesabı her bir kuruşuna kadar sorulur. Kulun sessizliği kimseyi aldatmasın; mazlumun sessiz çığlığı, gök kubbeyi titretecek kadar ağırdır.
Bu pazar, vitrinlerdeki sahte parıltılardan gözümüzü alıp, sokağın bu gerçek feryadına kulak verelim. Emeğe saygıyı, alın terine hürmeti yeniden kuşanmak zorundayız.
Haftaya daha adil, daha bereketli bir sabahta buluşmak duasıyla… Selametle kalın, hakla kalın.

