Yayın Tarihi: 06/06/2026
Prof. Dr. Zakir Kaya
Eskiharman Köyü Derneği Kurucu Genel Başkanı
kaya haber ajansı başyazarı olarak kaleme aldığımız bu makalede, İzmir’de yaşanan ve toplumsal barışın temeli olan karşılıklı saygı ilkesini zedeleyen elitist retoriği inceliyoruz. Demokratik bir toplumun ve kamusal nizamın en temel taşı, bireylerin birbirinin mahremiyetine, kültürel kimliğine ve insani haysiyetine gösterdiği mutlak hürmettir. Sermaye ve bürokrasi, toplumsal değerlerin üzerinde konumlandırılamaz; aksine bu değerlere hizmet ettiği ölçüde meşruiyet kazanır. Ne var ki, son günlerde İzmir’de bir sağlık kurumunun açılışında yaşanan hadise, Rahmi Koç‘un toplumsal barışın temeli olan bu karşılıklı saygı ilkesinin elitist bir kibirle nasıl zedelenebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Bir sağlık kurumunun çatısı altında, hekimlik meslek onurunu, hasta mahremiyetini ve Anadolu’nun en asil unsurlarından biri olan Kürt kadınlarının toplumsal kimliğini nükte adı altında alenen aşağılayan ifadelerin sarf edilmesi, sosyo-kültürel açıdan kabulü mümkün olmayan bir savrulmadır. Bu vahim tabloya, devletin en üst kademelerinde görev yapmış ve makamının vakarını koruması gereken eski bir başbakanın sessiz ve tebessümlü onayı da eklenmiştir. Bu duyarsız ve gevşek tavır, kamusal sorumluluk bilinciyle taban tabana zıt olup, toplumun vicdanında derin bir kırılma yaratmıştır.
Sosyolojik açıdan bakıldığında, mizah veya nükte kisvesi altına gizlenen bu tür üstenci yaklaşımlar, toplumsal tabakalar arasındaki fay hatlarını derinleştirmekten ve kültürel kutuplaşmayı körüklemekten başka bir amaca hizmet etmemektedir. Ekonomik seçkinciliğin, kendisinde halkın mukaddes bağlarını ve kimliksel hassasiyetlerini yargılama hakkı görmesi, entelektüel bir sefaletin ve sosyo-kültürel bir yabancılaşmanın tezahürüdür. Sivil toplum kuruluşlarının ve akademik çevrelerin bu tür ayrımcı dile karşı net bir tavır alması, kamusal nizamın korunması adına anayasal ve ahlaki bir zorunluluktur. Medya ve kamuoyu, sermaye gücünün ahlaki normları çiğnemesine asla müsaade etmemelidir.
Kaya Haber Ajansı Analizi: Hafızanın Aynası ve Vicdan
Sivil toplumun ve aydınların sessiz kalması düşünülemez. İnsan, başkasının iffetini, onurunu ve ailevi değerlerini diline dolamadan evvel, kendi geçmişinin aynasına bakmalı ve iki kez düşünmelidir. Kendi evliliğinde boşanma yaşamış, ailevi birlikteliğini koruyamamış ve eşi daha sonra başkasıyla evlenmiş bir iş adamının; toplumun analarının namusunu ve mahremiyetini fütursuzca bir açılış geyiği haline getirmesi derin bir ironi ve trajik bir normsuzluktur. Kendi mahremiyetinde eksiklikler yaşayanların, başkalarının mukaddesatına ve iffetine sınır çizmeye kalkışması sosyolojik bir akıl tutulmasıdır.
Dahası, bu ailenin geçmişinde yaşanan en acı trajedilerden biri olan, babasının naaşının mezardan kaçırılması hadisesinde; o fıkrayla aşağılanmaya çalışılan Anadolu’nun o şerefli ve vakur Kürt kadınları, bu insanlık dışı durum karşısında gözyaşı dökmüş, acıyı kendi acısı bilip feryat etmiştir. Acıda ortaklaşmayı bilen, insani erdemleri her şeyin üstünde tutan bir halkın kadınlarına; bugün fildişi kulelerinden aşağılayıcı bir dille saldırmak, sadece ahlaki bir çöküş değil, aynı zamanda çok büyük bir vefasızlıktır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında “Halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçundan resen soruşturma başlatması adli bir zorunluluktur; ancak toplumsal vicdanın kurduğu mahkemedeki hüküm çoktan kesinleşmiştir.
Son Söz: Kimin Haddine, Kimin Hakkına?
Hiçbir holdingin ekonomik büyüklüğü, hiçbir plazanın ihtişamı ve hiçbir eski başbakanın siyasi nüfuzu, bu milletin ve onun şerefli analarının onurundan daha üstün değildir. Yüce Allah’ın huzurunda haykırıyoruz ki; o salonda yükselen dışlayıcı, cinsiyetçi ve ırkçı nükte ile ona eşlik eden o ciddiyetsiz tebessüm, tarihin karanlık sayfalarına birer utanç vesikası olarak kaydedilmiştir.
Devlet adamlığı, gücün ve paranın önünde el pençe durup o pespayeliğe gülmek değil; milletin iffetini kendi namusu bilip o kibri anında susturmayı gerektirir. Kayseri’den Ağrı’ya, Eskiharman’dan İzmir’e kadar uzanan bu coğrafyada, kültürel mukaddesatımızı ve haysiyetimizi koruma mücadelesini, hukukun çizdiği sınırlar dahilinde, akademik bir vakar ve sarsılmaz bir sivil iradeyle sürdürmeye sonuna kadar devam edeceğiz.
Ağrılı Araştırmacı Gazeteci Yazar Zakir Kaya’nın Dipnotu:
“Bu talihsiz olayı nefretle kınıyorum. Ayrıca toplumun her kesiminden bu olaya karşı verilen haklı tepkileri sonuna kadar haklı buluyorum. Her ne kadar gelen baskılar üzerine geri vites yapıp özür dilemişse de, adaletin tecelli etmesini ve hukukun gereğini yapmasını heyecanla bekliyorum.”
GÜNÜN SÖZÜ VE KÖKENİ
— Anonim (Yüzyıllardır kullanılan kadim bir Anadolu atasözü ve evrensel halk deyimidir. Batı literatüründe ise ilk kez 1385 yılında ünlü şair Geoffrey Chaucer tarafından kaleme alınmıştır.)
“Camdan kulelerde oturanlar, başkasının penceresine taş atmamalıdır.”
Ağrılı Araştırmacı Gazeteci Yazar Zakir Kaya


